Biz duyarsız Müslümanlar; hiç savaş gördük mü? çocuklarımızın oynaması gereken parkları tankların paletleri sürdü mü hiç acımasızca? Sabah uykumuza bomba gürültüleri, enkaz yığınları tecavüz etti mi? Erkeklerimiz sapan taşlarıyla, ellerinde gelişmiş silahlarla kan kusan askerlere karşı koymaya çalışırken; kadınlarımız çocuklarını korumak için siper etti mi narin bedenlerini? Şefkat mabedi elleri o anaların parklar yerine sığınaklara mı götürdü can parçaları çocuklarını? Tankları o minik sapan taşlarıyla delmenin bir yolunu bulmaya çalışırken yâda üzerlerine cehennem ateşi gibi bomba indirirken uçaklar; vatanı için, namusu için ölen, hunharca katledilen kardeşlerimiz bize beddua etmedi mi acaba unuttuk diye onları? Mertliğe, erkekliğe, insanlığa yakışmayacak şekilde eziyeti, işkenceyi tadan o masum bedenler sessizce toprağa verilirken bizler ney yaptık?
Biz duyarsız Müslümanlar o vahşet dolu görüntüleri gördüğümüzde televizyonda, kanalı değiştirdik değil mi? Yâda gazete ve dergi sayfalarını hızlıca geçtik. Savaşın bize uğramasından mı korktuk? Yoksa içimizde bir yerler kanar diye mi korktuk? Herkes bu sorunun cevabını biliyor aslında. Aynaya bakabiliyor muyuz şimdi rahatça? Sabah uyandığımızda usulca, şükrediyor muyuz ki; bir bombanın evimizi yıkmadığına yada kafir ordusundan bir grup köpeğin evimi talan etmediğine? Gece olunca uykumuza yaslanırken, yorganımızın koynunda soğuktan donan Müslüman kardeşlerimiz geliyor mu aklımıza?
Biz bunları düşünmeyiz değil mi Müslüman kardeşlerim. Uykularımız kaçar sonra. Rahatlarımız bozulur değil mi? Bunları düşünürsek tadımız kaçar değil mi? Bu fakir cesetlerimiz, nefsinin uzvu doğrultusunda hareket edemez sonra değil mi? Günah çanları çalarken koşamayız değil mi o küfrün girdaplarına…
Duygularımızı kaybetmenin değil sadece, imanımızı da kaybetmenin matemi var şimdi ruhlarımızda. Ama o kadar derinlere saklamışız ki onu biz bile duyamıyoruz artık seslerini… yazık ki; nefsimiz bize istediğini yaptırırken, biz sadece cesedimizin işlediği ve “o büyük gün” gelip çattığında şahitlik edeceği günahları seyrediyoruz. Cehaletin karanlık kuyularında boğuluyoruz…
Allah Subhanehu ve Teala hepimize (özellikle bana) hidayet, kendi yoluna dosdoğru istikamet üzere olmayı ve anlamayı nasib eder. İmanımızı körükler, cehaletimizi alıverir inşallah O Kudret Sahibi (cc)…
gölge
ilk yazı sanırım benden... hayırlara vasile olur inşallah.. selam ve dua ile..
selamun aleyküm...
gölgenin aydınlığında tüm mercandan sevgican a yol alan tüm insanlar...
belki şu an için savaş çocuğu yada aktörü değiliz ama elhamdülillah şairin ifadesiyle şehitoğluyuz. yaşamasak da unutmuş da değiliz o günleri....
biz rabbimizden gelen her şeye eyvallah deriz inşallah.
önemli olan gelen mesajları iyi okuyabilmek.
Ateş düştüğü yerden ziyade vicdanı olan gönülleri yakar.
Rabbim elbet zalimlerin cezasını verecektir. inşallah mazlumlara da direnme gücü ve imkanı verir.
Zalimler için yaşasın cehennem....
selam ve dua ile.....
Nerede olursan ol Allah'a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.
Tirmizî, Birr, 55
Günün Ayeti
Hadîd Suresi 25. ayet
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.